| İsmail KÖMÜR | Tarih: Cum 23 Haz 2006 17:02:28 EEST Saygıdeğer büyüyümüz Nizamettin amcaya Allah'tan rahmet, kederli ailesine, tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim. Bu vesile bütün tanıdık, dost, konu-komşu ve arkadaşlara selamlarımı gönderirim. |
| SAKIP YILDIRIM | Tarih: Çrş 21 Haz 2006 20:53:18 EEST KÖYÜMÜZÜN DEGERLİ İNSANLARINDAN OLAN NİZAMETTİN AKDOGANI ALLAH MEKANINI CENNET EYLESİN AKDOGAN AİLESİNE EN İÇTEN BAŞSAGLIGI DİLERİM ALLAH HEPİNİZE SABIR VERSİN |
| saim kurt | Tarih: Çrş 21 Haz 2006 12:25:27 EEST degerli arkadaşım yelmuha çelik.in babası yaşar amcanın ameliyatını şimdi ögrendim kendisine ve yakınlarına geçmiş olsun allah acil şifalar versin saglık ve mutluluk dolu günler dilerim selamlar |
| saim kurt | Tarih: Çrş 21 Haz 2006 12:19:55 EEST degerli arkadaşımız serdar akdoganın dedesi nizamettin akdogan amcanın vefatını ögrenmiş bulunmaktayım kendisine allahtan rahmet diliyor yakınlarınada sabırlar versin dileklerimle |
| mehmet fr | Tarih: Sal 20 Haz 2006 18:34:20 EEST selamın aleykum deyerlı abım ve bacanagım yelmuha celık ın babası yaşar celık amelıyat olmustur kendısıne ALLAH tan acılsıfalar dılerım bır an once saglıgına kavusur inşallah |
| Site Admin | Tarih: Sal 20 Haz 2006 14:07:54 EEST ÖNEMLİ : Son zamanlarda bazı Ziyaretcilerimizin sitemiz ziyaretci defterinde siyasi içerikli mesajlar yayınlama arzusunu üzüntü ile görmekteyiz. www.gulcimen.org ERZURUM PAZARYOLU Gülçimen Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin resmi web sitesidir, amacı köylülerimiz ve hemşehrilerimize ve bütün ziyaretcilerimize, köyümüzün güzelliklerini kültür ve geneleğimizi anlatmak/paylaşmak olan ve hiç bir siyasi mülahazanın yer almadığı bir buluşma noktası olmaktır. Sitemiz Üye ve Ziyaretcilerinin bu amaca uygun içerikde mesaj göndermeye dikkat etmelerini diliyoruz. Saygılarımla admin@gulcimen.org |
| İspirli | Tarih: Sal 20 Haz 2006 13:56:04 EEST İletişim bölümünden "Görüş ve Değerlendirmeleriniz" köşesine mail atılırsa dikkate alınıyor, oraya bu tip şiirler gönderilebilinir... http://www.gulcimen.org/component/option,com_contact/catid,12/Itemid,52/ |
| RECEP ÇETİN | Tarih: Sal 20 Haz 2006 12:45:59 EEST KÖTÜLÜKLERE MANİ OLMAK Yüce islam dinimizin tüm müslümanlara yüklediği en mühim vazifelerden biri de - İYİLİKLERİ EMRETMEK ve KÖTÜLÜKLERDEN VAZGEÇİRMEK görevidir.Bu görev mutlak surette yapılmalı, hiçbir şekilde ihmal edilmemelidir. Bir toplumda; 1-Kişisel çıkarlar öne geçirilir 2-Verilen görevler makamlar kötüye kullanılır,şahsi menfatlere alet edilir 3-rüşvet,karaborsacılık görülür 4- aldatma,sövme,dövme,kalp kırma,gıybet görülür 5- yalan söylemek yaygınlaşır, insanları aldatmak marifet sayılırsa EMRİ BİLMARUF NEHYİ ANİL MÜNKER görevi öncelikli bir görev halini alır. SİZDEN HAYRA CAĞIRAN İYİLİĞİ EMREDEN VE KÖTÜLÜKTEN MEN EDEN BIR TOPLULUK BULUNSUN. İŞTE KURTULUŞA ERENLER ONLARDIR. ALİ İMRAN 104 Peygamber efendımız Hazreti MUhammed Mustafa -s a v- şöyle emır buyurmuşlardır; sizden bır kımse bır kotulük görürse, ONU ELIYLE BUNA GÜÇÜ YETMIYORSA DILIYLE ÖNLESIN BUNA DA GUCÜ YETMEZSE KALBIYLE NEFRET ETSIN., bu ise imanın en zayıf derecesıdır. MÜSLÜMANLARIN KENDI İÇLERİNDEN İYİLİKLERİ EMREDİP KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK VAZİFESİNİ YAPACAK BIR TOPLULUK MEYDANA GETIRMELERİ,.İÇLERİNDEKİ KÖTÜLERE ENGEL OLMALARI GEREKİR.
|
| SAKIP YILDIRIM | Tarih: Pzt 19 Haz 2006 21:24:07 EEST Ergenekon Destanı, "Büyük Türk Destanından bir parçadır. Türk kavimlerinden Göktürkler'i mevzu alır. Göktürkler'in menşeini açıklamak ister. Ergenekon Destanı'nın özeti şöyledir: Türk illerinde Göktürkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek Göktürkler'in üzerine yürüdüler. Maksatları öç almaktı. Göktürkler, çadırlarını, sürülerini bir yere topladılar. Çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince, vuruşma da başladı. On gün vuruştular. Göktürkler üstün geldi. Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular. "Göktürkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur," dediler. Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Göktürkler, "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar," deyip arkalarından yetiştiler. Düşman, Göktürkler'i görünce, birden döndü. Vuruşma sonunda düşman, Göktürkler'i gafil avlayıp yendi. Göktürkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını ve mallarını öylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdi. Küçükleri kul edindi. Her düşman birini alıp gitti. Göktürkler'in başında İl Han vardı. Çocukları çoktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hariç, hepsi öldü. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz düşmana tutsak olmuşlardı. Fakat on gün sonra bir gece ikisi de kadınları ile beraber atlara atlayıp kaçtılar. Göktürk yurduna geldiler. Burada düşmandan kaçıp gelen çok deve, at, öküz ve koyun buldular. "Dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. Gereği odur ki, dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım," dediler. Dağa doğru sürülerini alıp göç ettiler. Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine bir yoldu ki, bir deve veya bir at güçlükle yürürdü. Ayağını yanlış bassa yuvarlanıp parça parça olurdu. Göktürkler'in vardıkları yerde akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, meyveler, ağaçlar ve avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Hayvanlarının kışın etini yediler; yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye "Ergenekon" adını koydular. İki Göktürk prensinin Ergenekon'da çocukları çoğaldı. Kayı Han'ın çok çocuğu oldu. Dokuz-Oğuz Han'ın daha az oldu. Çok yıllar bu iki Hanın çocukları Ergenekon'da kaldılar. Pek çoğaldılar. Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki, Ergenekon'a sığışamaz oldular. Buna bir çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki, "Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasından yol izleyip bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında her kim bize dost olursa, onunla görüşelim. Düşmanla vuruşalım". Kurultay bu kararı alınca, Göktürkler, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar, bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki, "Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat madene benzer. Şunun demirini eritsek, belki dağ bize geçit verirdi". Göktürkler, varıp demircinin gösterdiği dağ parçasını gördüler. Demircinin tedbirini de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü altını, yanını, yönünü böylece odun ve kömürle doldurduktan sonra, yetmiş deriden büyük körükler yapıp yetmiş yere koydular. Odun-kömürü ateşleyip körüklemeye başladılar, Tanrı'nın gücü ve inayeti ile ateş, kızdıktan sonra demir dağ eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününün, kutsal saatini bekleyip bu yoldan Ergenekon'dan çıkmaya başladılar. Bu kutsal gün, ondan sonra Göktürkler'de bayram oldu. Her yıl o gün gelince büyük tören yapılır; bir parça demir alınıp ateşte kızdırılır. Bu demiri Önce Göktürk Ham kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Türk beyleri de böyle yapıp bu günü kutlarlar. Ergenekon'dan çıkınca, Göktürkler'in ulu hakanı Kayı Han soyundan Börteçine, bütün illere elçiler gönderdi; Göktürkler'in Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Tâ ki, eskisi gibi bütün iller Göktürkler'in buyruğu altına girer.
|
| OSMAN AKTAŞ | Tarih: Pzt 19 Haz 2006 21:20:17 EEST BENİM ANLATMAYA ÇALIŞTIĞIM ŞİİR YAZMAK İSTEYEN ARKADAŞLARIN YAZABİLECEĞİ BİR BÖLÜMÜN OLMASI. YOKSA ŞİİR KÖŞESİ OLDUĞUNU BENDE GÖRDÜM. ANCAK HERKES O ŞİİR KÖŞESİNE İSTEDİĞİ ŞİİRİ YAZABİLİYORMU? |